Kan Ağlayan Ağac (Kerbela)

Konusu 'Dini Resimler' forumundadır ve cenikli tarafından 29 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. cenikli

    cenikli islamseli

    Sponsorlu bağlantılar
    [​IMG]


    İmam Hüseyin'in şehit edildiği gün yani aşure günü bu ağaç kan ağLıyor...

    İSLAM tarihinin kara bir sayfası... Yüzyıllardan bu yana İslam dünyasını ağlatan acıklı olay ... Bir kaşık suya hasret giden Hazreti Hüseyin'in şehit edildiği uğursuz Kerbela çölü.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    ALINTIDIR.
  2. cenikli

    cenikli islamseli

    Kerbela Olayı...

    Yezid, babası tarafından Müslümanların başına halife tayin edildiği günden itibaren İslam ın esası ciddi bir şekilde tehlikeye maruz kaldı. Muaviye, Hicretin 95. yılında oğlu Yezid i kendisind en sonra halife olarak tayin etmeye karar verdi. Böyle bir işin gerçekleşmesinden emin olmak için kendisi daha hayatta iken, oğlu Yezide halktan biat almak istedi ve herkesten önce kendisi, oğlu Yezide biat etti.

    İbn-i Sad, Tabakatında şöyle yazıyor: Hüseyin bin Ali, Yezide biat etmeyen şahıslardandı. Sonra şöyle ekliyor: Muaviye hicretin 60. yılında öldüğünde oğlu Yezid hilafet makamına oturdu, halk da ona biat etti.

    Sonra Yezid Medinenin hakimine şöyle bir mektup yazdı: Halkı çağırarak onlardan biat al. İlk önce Kureyşin büyüklerinden başla; onların ilki de Hüseyin bin Ali olsun.

    Medinenin hakimi, İmam Hüseyinden biat almak isteyince, İmam Hüseyin (a.s) cevabında şöyle buyurdula r:

    Biz, nübüvvet Ehl-i Beyti ve risalet madeniyiz . Yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir . Benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez...

    İmam (a.s) başka bir sözünde de şöyle buyuruyor: Artık İslamla vedalaşmak gerekir; çünkü ümmet Yezit gibi bir yöneticiye duçar olmuştur ...

    Mesudî şöyle yazıyor: Yezit, ayyaş birisi idi; köpek, maymun ve avcı kuşları besliyord u; içki içiyordu ... Onun zamanında, Mekke ve Medinede şarkı ve ğina yaygınlaşmış, halk açıkça içki içmeye başlamıştı.

    Onun halka karşı davranışları hakkında da şöyle yazıyor: Firavun, halkın işi hususunda ondan daha adil, yakın ve uzak insanlar hakkında ise ondan daha insaflı idi.
    İmam Hüseyin (a.s), Medinenin ortamını karışık görünce, o şehirde kalmayı câiz bilmeyip hicretin 60. yılı Recep ayının sonuna iki gün kala; pazar günü ailesi ve dostlarıyla birlikte Mekkeye doğru hareket etti.

    İmam Hüseyin (a.s), hareketin in hedefini, kardeşi Muhammet bin Haneffiyeye yazdığı bir vasiyette şöyle açıklamıştır: ...Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için Medineden ayrılmadım. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak, ceddim Resululla h (s.a.a) ve babam Ali bin Ebi Talibin yolunda gitmek için o şehirden ayrıldım...

    İmam Hüseyin (a.s), Şaban ayının üçüncü gününün Cuma akşamı (yani beş gün sonra) Mekke-i Mükerreme'ye vardı.
    Kufe halkı, Muaviyenin ölümünü ve İmam Hüseyin (a.s)ın Yezide biat etmekten kaçındığını öğrendiklerinde pek çok mektuplar yazıp imzalayar ak İmam Hüseyini Kufeye davet ettiler.O nlar mektuplarında İmam (a.s)a şöyle yazdılar: Biz senin yolunu bekliyoru z, kimseye biat etmemişiz, senin yolunda can vermeye hazırız, senin için onların Cuma ve cemaat namazlarına katılmıyoruz.

    İmam Hüseyin (a.s), Kufe halkının istekleri ne olumlu cevap vererek, Ramazan ayının yarısında, Muslim bin Akili Kufeye gönderdi. Muslimi Kufeye gönderdiğinde ona şöyle buyurdu: Kufe halkının yanına git, eğer yazdıkları doğru olursa, sana kavuşmamız için bize haber gönder.

    Muslim, Şevval ayının beşinci günü Kufeye vardı. Onun Kufeye gelme haberi, şehirde yayılınca on iki bin kişi, diğer bir görüşe göre ise on sekiz bin kişi onun vasıtasıyla İmam Hüseyin (a.s)a biat ettiler. O bu durumu İmam Hüseyine bildirere k İmamın Kufeye gelmesini istedi.

    Kufede yaşanan olayların haberi Yezide ulaşınca, Yezid ilk etapta Kufenin hakimi olan Numan bin Beşiri azledip Ubeydulla h Bin Ziyadı onun yerine atadı ve Muslim bin Akili yakalatıp öldürülmesini emretti. Diğer taraftan da, İmam Hüseyin (a.s)ı, Mekkede gafil avlayıp öldürmek için kendi adamlarını seferber etti.

    İmam Hüseyin (a.s) bu komplodan haberdar olunca, Allah(c.c.)'ın evi Kabe'nin kutsiyet ve hürmetini korumak için, hac amellerin i aceleyle bitirip, hicretin 60. yılı Zilhicce ayının sekizinci günü Mekkeden ayrılarak Iraka doğru hareket etti.

    İbn-i Abbas, Kerbela vakıasından sonra bir mektubund a şöyle yazıyor: Şunu hiçbir zaman unutmayac ağım ki, sen Hüseyin bin Aliyi Peygamber in hareminde n (Medineden) Allahın haremine (Mekkeye) sürdün, orada da onu gafil avlayıp öldürmek için, bazı adamlarını gizlice gönderdin. Sonra onu Allahın hareminde n Kufeye sürdün. Hz. Hüseyin, Bathanın (Mekkenin) en aziz insanı olmasına rağmen üzgün bir şekilde Mekkeden ayrıldı. Eğer Mekkede kalarak orada kan dökülmesini isteseydi, Mekke ve Medine halkının tümünden daha çok taraftarı olurdu. Ama o, Allahın evi ve Rasululla hın hareminin saygınlık ve ihtiramını korudu; ama sen onların hürmetini ve saygınlığını korumadın. Çünkü sen, haremde onunla savaşmak için bazı adamlarını Mekkeye gönderdin.

    Ubeydulla h, Muslim bin Akili ve ona sığınak veren Hani bin Urveyi Kufede yakalayıp feci bir şekilde şehit etti.

    Ubeydulla h, İmam Hüseyin (a.s)ın Kufeye geldiğini öğrenince, İmamın ordusunu gözetimi altında tutmak için, Hür bin Yezid-i Riyahinin komutasında bir orduyu Kadisiyye bölgesine gönderdi. Hür Bin Yezid, Şeraf denilen bir bölgede İmam Hüseyin (a.s)la karşılaştı, aralarında bazı konuşmalar geçti. İmam (a.s), iki hurcun (heybe) dolusu olan Kufelilerin mektuplarını Hür bin Yezide gösterdi ve onların kendisini davet ettikleri ni söyledi. Sonra kendi yoluna devam etti...

    Hicretin 61. yılı Muharrem ayının ikinci günü Neyneva bölgesine vardılar. Bu bölgede oldukları vakit İbn-i Ziyadın elçisi, Hür bin Yezide bir mektup getirdi. Mektubun içeriği söyle idi: Bu mektubum sana ulaşır ulaşmaz ve elçim senin yanına gelir gelmez, Hüseyini baskı altına al ve onu sığınak ve suyu olmayan bir çöle sür.

    Hür bin Yezid, İbn-i Ziyadın emri doğrultusunda İmam Hüseyin (a.s)ın kafilesin i Kerbela denilen bölgede durdurdu. Ertesi gün Ubeydulla h bin Ziyadın elçisi olan Ömer Bin Sad da dört bin savaşçıyla Kerbelaya geldi.

    Şunu hatırlatmak gerekir ki, Hür bin Yezid, İmam Hüseyinnin şahadetinden önce kendi yaptığından pişman olup tövbe etti ve İmam (a.s)ı savunmak üzere şahadete erişti.

    Ömer bin Sad, Aşura gününe üç gün kala, İmam Hüseyin (a.s)ın kafilesin in suya ulaşmaması için beş yüz süvariyi Fırat nehrini korumaları için görevlendirdi.

    Muharrem ayının dokuzuncu günü (Tasuâ), İmam Hüseyin (a.s) ve ashabı, kamil bir şekilde düşman tarafından ablukaya alındılar; öyle ki düşman, İmam (a.s)ın yardımına hiç kimsenin gelmeyeceğine emin olmuştu.

    Tasua akşamı, düşman tarafından savaşın başlaması için saldırı emri verildi. İmam Hüseyin (a.s), düşmanın hareketin i görünce kardeşi Abbas Bin Aliye şöyle buyurdu:

    Kardeşim, -canım sana feda olsun- atına bin de onlara doğru git ve onlara; Sizin amacınız ne, ne yapmak istiyorsu nuz? diye sor.

    İmam Hüseyin (a.s)ın kardeşi Hz. Abbas, onlarla görüşüp konuştu. Sonuçta saldırıyı yarına ertelemey i kabul ettiler.


    Nihayet Aşura günü yetişti... Ömer bin Sad, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı. Otuz iki süvari ve kırk piyadeden oluşan İmam Hüseyin (a.s)ın ordusu, onların saldırıları karşısında korkusuzc a direnip, yiğitçe savaştılar; hem şehit verdiler ve hem de onlardan öldürdüler. İmam (a.s)ın yaranlarından kim şehit oluyorduy sa yeri boş kalıyordu, ama düşmanın ordusunda n bir kişi öldüğünde yerini hemen başka birisi dolduruyo rdu.

    İmam Hüseyin (a.s)ın ashabının hepsi şehit olunca, sıra İmam (a.s)ın kendi ailesine geldi. Çünkü İmamın ashabı, biz yaşadıkçasizin ailenizin savaş meydanına gitmesini kabullene meyiz, diye İmamın ailesinin meydana gitmesini engellemişlerdi. Onlardan savaş meydanına ilk ayak basan İmamın aziz oğlu Ali Ekber oldu. Ondan sonra, İmam Ali (a.s)nin, İmam Hasan (a.s)ın, Cafer-i Tayyarın ve Akilin evlatları savaş meydanına çıktılar, yiğitçe savaştıktan sonra onlar da şahadet şerbetini içtiler. Hz. Abbas Bin Ali (a.s) de savaşarak İmam Hüseyinin evlatlarına su getirmek için gayret gösterdiği bir sırada, düşmanın kalleşçe saldırısı neticesin de, canını İmam Hüseyin (a.s)'in yolunda feda etti.

    Aşura gününün en hassas zamanı, Peygamberin ciğer p****i ve Zehranın aziz oğlunun yardımcısız kaldığı zaman idi. Düşman ordusu, İmamı yalnız gördüğü için her taraftan ona saldırıyordu...

    Aşura günü orada bulunan Haccac bin Abdullah şöyle diyor: Allaha ant olsun ki, oğlu, kardeşi, kardeş oğulları, akrabaları ve yaranları öldüğü halde onun (İmam Hüseyin) gibi direnişli, sebatlı, şecaatli ve yiğit birisini ben görmedim. Allaha ant olsun ki ondan önce ve ondan sonra onun gibi birisini görmedim. İmam Hüseyin (a.s) düşman ordusuna saldırdığında, kurt korkusuyl a dağılan keçiler gibi, İmamın sağ ve solundan öylece kaçıyorlardı... Allaha ant olsun ki, Fatımanın kızı Zeynep, İmama taraf yaklaştı... Bu esnada Ömer bin Sad da İmamın yanına yaklaşmıştı, Zeynep, İbn-i Sada hitaben şöyle dedi: Ebu Abdullah (İmamın künyesi) öldürülüyorken sen seyrediyo r musun?!

    Devamında şöyle diyor: Ömer bin Sadın göz yaşlarının yüzüne ve sakalına aktığını ve Zeynepten yüz çevirdiğini adeta görür gibiyim ... Nihayet Nihayet İmam Hüseyin (a.s) da o zalimleri n eliyle feci bir şekilde şehit edildi.
  3. asliyuksek

    asliyuksek Member

    buda çanakkaledeki kanayan ağaç



    [​IMG]
  4. Mrd38

    Mrd38 islamseli

    ağaçlar bile bu kadar duyarlıyken, ne oluyor bize. :razi:
  5. ALLAH ASIKLARI

    ALLAH ASIKLARI islamseli

Sayfayı Paylaş