Umre seferi ve hudeybiye

Konusu 'Peygamberimizin (sav) Hayatı' forumundadır ve ALLAH ASIKLARI tarafından 11 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. ALLAH ASIKLARI

    ALLAH ASIKLARI islamseli

    Sponsorlu bağlantılar
    UMRE SEFERİ VE HUDEYBİYE


    Gündüzler Mekke'nin hayaliyle tüllenirken geceler de Kabe'de ibadet rüyalanyla geçiyordu. Allah Resülii (sallallahu aleyhi ve sellem) de bir rüya görmüş ve bu rüyasında, ashabının bir kısmının saçla­rını tıraş ettirmiş, diğer bir kısmımn da kısaltmış olarak emniyet ve güven içinde Kabe'yi tavaf ettiklerine şahit olmuştu; Kabe'nin anah­tarlanm almış ve onu tavaf ederek umre vazifesini gerçekleştirmişti!
    Resülullah, sabah olup da bu rüyasım ashabıyla paylaşınca Me­dine' de büyük bir sevinç yaşanmış ve ashab uzaktan kendilerine el sallayan Kabe'ye gideceklerinin müjdesini almış olmamn huzurunu yaşamaya başlamışlardı; gidecek ve umrelerini yapıp Kabe ile hasret gidereceklerdi. Resülullah da zaten aynı şeyleri söylüyordu!
    Hemen hazırlıklar yapılmaya başlandı. Zira Kabe, kimsenin te­kelinde olamazdı; onu atalan Hz. İbrahim inşa etmiş ve Allah'a kul­luk etsinler diye kendisinden sonrakilere emanet etmişti. Şimdi bu emanet, ehil olmayanların elinde heba ediliyordu; onun şan ve şe­refini yeniden iade edecek olan da yine, Allah Resülü'ydü. Gidecek ve orada, Allah'a kulluk vazifesinin nasıl eda edilebileceğini bizzat gösterecekti.
    Bu sırada Medine'ye, Biisr İbn Süfyan gelmiş ve Müslüman ol­muştu. Geri dönmek istediğinde Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellem) ona:
    - Ey Büsr, diye seslendi. 'Gitmekte acele etme; belki hep birlik­te gideriz! Çünkü biz, inşallah umre için yola çıkmak üzereyiz.'

    Maksat, savaş değil ibadetti; onun için yanlarına sadece vahşi
    , hayvanlardan kendilerini koruyacak çapta küçük kılıçlar almışlardı.
    Bu yolculukta kendilerine, kurban edilmek üzere bir kısım koyun ve develer de eşlik ediyordu. Resülullah da bunun için yanına bir deve almıştı.
    Yine bir pazartesi günüydü; takvimler, altıncı yılın Zilkade ayını gösteriyordu. Hücre-i saadetlerine girerek abdest alan Allah Resülü (sallallahu aleyhi ve sellern), iki kat elbise giyerek dışarı çıktı ve kapısının önündeki Kasvd'ya binerek yola çıktı. Artık yeryüzünün merkezine doğru yolculuk başlamıştı. Bu sefer yanında Ümmü Seleme valide­miz vardı.
    Medine'de yine İbn Ümmi Mektüm bırakılmıştı. 225 O'nunla bir­likte, iki yüzü atlı olmak üzere Erisar ve Muhacirin bin dört yüz kişi bulunuyordu.v" Az dahi olsa etraftaki Arap kabilelerinden gelenler de bu kutlu kervana katılmıştı. Aralarında Ümmü Ümôra, Ümmü Men!' Esmii Binti Amr ve Ümmü .Amir el-Eşheliyye gibi hanım sa­habiler de vardı. Rüyası görülmüştü ya, Kabe'ye girip de onu tavaf edeceklerinden şüphe etmiyorlardı.
    Zü'l-Huleyfe'ye gelindiğinde burada öğle namazı kılındı. Ardın­dan Efendiler Efendisi, kurbanlık olarak aynlan yetmiş kadar deve­ye işaret koymaya başlamıştı; kurbanlıkları kıbleye çeviriyor ve sağ yanına işaret koyuyordu. Bir kısmını kendileri yapmış, geride kalan­ları da Ndciye İbn Cündeb' e bırakarak onun yapmasını istemişti.
    Bu sırada yeni Müslüman Biisr İbn Süfydn'ı yanına çağırarak gözcü olarak önden gitmesini söyledi. Aynı zamanda Abbôd İbn Bişr
    225 Hudeybiye'ye gidilirken Medine'de Nümeyle İbn Abdullah el-Leysf'yi veya EbU Ruhm Gülsüm İbn Husayn'ı bıraktığı da ifade edilmekte, üçünü birden bırakarak İbn ÜmmiMektum'u namaz kılmakla görevlendirdiği de anlatılmaktadır. Bkz. Be­lazuri, Ensabu'l-Eşraf, 1/154; Salihi, Sübülü'l-Hüda ve'r-Reşad, 5/33
    226 Umre için yola çıkanların sayısı bin üç yüz, bin dört yüz, bin dört yüzden biraz fazla, bin beş yüz, bin beş yüz yirmi beş, bin altı yüz, bin yedi yüz ve bin sekiz yüz şeklinde de ifade edilmektedir. Büyük ihtimalle rakamlardaki farklılık ve bin dört yüzden sonraki rakamlar, yola çıkıldıktan sonra etraftaki kabilelerden kahlan mü'minler sebebiyledir. Aynı zamanda burada, o gün genel manzaraya bakan­ların mü'minlerin adedini tahminen söylemeleri veya kadın, çocuk ve savaşma durumunda olmayanlan bu rakama dahil etmeyişleri de etkili olmuştur. Bkz. Sa­lihi, Siıbülü'l-Hiida ve'r-Reşad, 5/70-71

    komutasında yirmi kişilik bir müfrezeyi de,227 herhangi bir gelişme­ye karşılık öncü kuvvet olarak gönderiyordu.
    Bu arada Hz. Ömer ve Sa'd İbn Ubôde Allah Resülü'rıün yanına gelmiş, yanlanna daha fazla silah alma konusunda O'nunla konuş­mak istiyorlardı. Endişeleri vardı; Kureyş'in ne yapacağı belli olmaz­dı. Her ne kadar ibadet maksadıyla yola çıkmış olsalar bile onların kural tanıyacak halleri yoktu. Onun için ihtiyatlı olmak istiyorlardı. Ancak bütün ısralarına rağmen Habib-i Kibriya Hazretleri, yolcu si­lahından başka silahlanmayı arzu etmeyecek ve her haliıkarda iba­det niyetinden taviz verilmesini uygun bulmayacaktı.

Sayfayı Paylaş